Steroid Reseptörleri

Kandaki düzgüsel fizyolojik düzeyleri 10,10 ile 10,8 M içinde bulunan bu hormaonlar iyi karakterize edilmiş plazmadaki proteinlerle taşınmaktadır. Plazma albüminleri spesifik olmayan bir halde ve sınırsız oranda steroid hormonları bağlar ve taşır. Fakat bunun yalnız aldosteron için önemi bulunmaktadır. Öteki hormonlar affinitesi ve seçiciliği yüksek proteinler hormonları vaktinden ilkin inaktivasyona karşı korudukların şeklinde hormonların aşırı ve dengesiz bir halde salgılamasınıda önlemektedir. Steroidler lipofilik olduklarından kolay bir halde plazma zarlarının lipid tabakasından geçebilmektedir. Bu sayede tüm hücrelere girebilmektedir. Bazı insan tümörlerinde steroidler için kolaylaştırılmış ya da etken transport mekanizmalarının bulunmuş olduğu gösterilmiştir. Fakat bu mekanizmalarının bulunmuş olduğu gösterilmiştir. Fakat bu mekanizmaların düzgüsel hücreler için olan önlemleri bilinmemektedir.

Steroidler lipofilik olmalarından dolayı kolaylıkla plazma zarlarının lipid tabakasından geçebilir ve bu sayede tüm hücrelere girebilmektedir. Steroidler hücre içinde stoplazmik hidrofop proteinlere bağlanmaktadır. Bu yüzden steroid hormon etkinliğinin spesifikliği hedef doku hücrelerinin stolazmalarındaki özgül reseptör protein aracılığı ile sağlanmaktadır. Eğer hücrede özgül reseptör protein yoksa hormon dengesini hücre dışı yönde olmaktadır. Plazmada onu bağlayıp taşıyan alfa ve beta glopulinlere bağlı olarak kalmaktadır. Oysa hedef hücrelerde spesifik reseptörler olmasından dolayı denge içe dönük olmakta ve hormonlar kolayca hücreye girmektedir. İki mühim madde hariç steroid ve türevleri hedef hücrelerde biyolojik cevaplarını oluşturmak suretiyle metaboliz edilmezler. Fakat adrogenlerin etkili olabilmeleri için çeşitli hedef hücrelerde seçici bir halde testosteronunu belirli metobolitlere çevrilmeleri gerekmektedir.

Metobolitler içinde 5 dihidroksitestosteron oluşumu adam destek sex organlarının korunması için ehemmiyet taşımaktadır. Öteki istisnayı da kolekalsiferol göstermektedir. Bunun kemik ve mineral metobolizması üstünde en fazla etkilerini gösterebilmesi için minimum iki kere hidroksillenmesi gerekmektedir. Netice olarak 1,25 dihidrokdikolekalsiferol oluşmaktadır. Reseptör kompleslerinin aktivayonu ve çekirdeğe girmeleri bir çok araştırıcılar da kabul edildiğine nazaran stoplazmik reseptörler çekirdeğe girmeden ilkin bir aktivasyona uğramaktadır. Bu sayede steroid ve reseptör kompleksinin çekirdeğin akseptör yerlerine bağlanmaları kolaylaşmaktadır. Fakat meydana getirilen emek harcamalar reseptör aktivasyonunu ortaya çıkaramadığı şeklinde östrogen reseptörleri haricinde fizikokimyasal şekilleri de bir farklılığı ortaya koymamıştır. Tüm hedef hücrelerde hormonlar 0 santigrat derecede bile stoplazmada spesifik üstündeki halde bağlı bulunurlar ve çekirdeğe sadece 20 santigrat derecenin üstündeki sıcaklıklarda taşınabilirler.

Tüm bunlara karşın kabul edildiğine steroid reseptörleri kompleksi  nükleusa diffüze olur ve göç eder. Bu taşınma esnasında reseptör protein daha düşük ağırlıklı bir proteine dönüşür yada steroid hormon ikinci ve daha ufak molekül yapısında bir proteine iletilir. Sedimentos katsayı azalmış bulunan  komplek çekirdeğe girer ve kromotine oldukça sıkı halde bağlanırlar. Bu bağlanma büyük bir olasılıkla kromatinin asit özellikteki proteinlerle olmaktadır. Reseptör protein stoplazmaya geri dönebilmektedir. O nedenle ösradiol şeklinde işaretlenmiş steroid bir hormon damardan verildiğinde bunun hedef hücresi çekirdeklerinde toplandığı görülmektedir.

Akseptör bölgeleri şekli ve tabiatı halen tartışılmaktadır. Hem DNA hem de Histon olmayan proteinlerin akseptör olabileceklerine dair kanıtlarda yer almıştır. Steroidlerin çekirdekçikte yoğunlaştıkları gösterilememiştir. Bu sayede akseptör bölgeleri ya nükleoplazma ya da çekirdek zarı yada her ikisidir. Kromatinin boncuklu hali ile hormonlarının tesirleri içinde herhangi bir ilişki de bulunamamaktadır. Çekirdekte hormon buradaki özgül genleri anlatımlarını özgül haberci RNA’lar oluşturmak yolu ile kanıtlanması için uyarılırlar. Bu protein biyosenteinin kayıtlama seviyesini uyarıyorlar anlamına gelmektedir. Haberji RNA’lar stoplazmaya geçerek ribozomlarda yeni proteinlerin sentezi demek olan çevirim işlemini başlatmaktadır. Steroid hormonlarının etkilerini DNA’nın özgül mRNA türleri halinde yazılmasını uyararak tesir gösterdikleri kavramları kanıtlanmaktadır.

Steroid Yapılı Hormonlar Nelerdir?

Steroid hormonları bayağı bir steroid benzer biçimde davranır ve Steroid Yapılı Hormonlar da bu mevzuda ikiye ayrılır. Cinsellik steroidleri ve kartikosteroidler olarak 2’ye ayrılan bu hormonlar içinde da ayrı beş gurup bulunuyor. Bağışıklık görevlerine, denetim mekanizmasına, vücudun tuz ve su dengesine ve cinsel özelliklerine gelişimine destek olan bu hormonlar ek olarak organik olarak ortaya çıkar ve yaralanma benzer biçimde vakalarda kişiye dayanma gücü sağlar. Organik steroidli hormonlar adrenal bezlerdeki kolesterolden beslenmektedir. Ek olarak yağda çözülebilir özelliği vardır. Genel olarak kanda karışan bu madde, karaciğerdeki dönüşümüyle beraber katabolizma oluşturmaktadır.

Steroid Yapılı Hormonlar araştırıldığında bazı maddeler ile moleküler anlamda biçim benzerliği oluşturmaktadır. Bileşik steroidler olarak adlandırılan bu maddeler organik steroidlerden daha kuvvetli ya da zayıf olabilir. Bileşik steroidlere örnek verecek olursak; D vitaminleri, androjen, progestinler, östrojenler ve mineralokortikoid olarak sıralanabilir. Steroidli hormonlar kan yöntemiyle proteinlere bağlanarak vücutta tanışır. Ek olarak serum proteinlerinin onları bağlamasıyla beraber suda bulunan hormonların çözünürlüğü de artmış olur. Aynı şekilde cinsel hormon bağlayıcı olan globülin üstünde de tesiri bulunur. Bu hormonların etken hale gelebilmesi için steroid hormonları kendini çözünen proteinlerden kurtarmış olur ya da hücre zarını eylemsiz olarak geçer.

Steroidli hormonların, hücrelerin lipid katmanının geçtiğinde ya da çıkması durumunda her iki faktörü de engellemiş olan yapıları bulunur. Ek olarak tamamı kolesterolden üretilen bu hormonların her iki tarafında karbon omurgaları bulunur. Bu hormonlar zarar gördüğünde öteki fonksiyonel gruplar zarın iç kısmına girer ve burada enerji bariyerleriyle karşılaşır. Steroid Yapılı Hormonlar ek olarak hedef hücrelerini etkileyen bir mekanizmaya haizdir ve genomik etkilerle hücreleri hedefleyebilmektedir. Genomik yolların yanı sıra genomik olmayan yollarla da hücreleri etkileyen steroidli hormonlar ile ilgili açıklamalarını yapmakta yarar var.

Genomik yollarda hormonlar ilk olarak hücre zarından geçer ve birçoğu da yağda çözünebilir. Enzimler değişikliği uğrayabilir yada uğramayabilir bu yüzden steroidler hormon reseptörüne bağlanır. Ondan sonra ise DNA bağlama birimi oluşturmak suretiyle birleşirler. Çekirdeğe girmesinin arkasından da DNA sekanslarına bağlanarak hedef genler üstünde tesirini başlatır. Genomik olmayan yıllarda ise herhangi bir mekanizma içeriğinden geçen değişik yollar bulunmaktadır. Steroid Yapılı Hormonlar incelendiğinde bu benzer biçimde durumların ortaya çıktığını ve oldukca değişik yollarla hücreleri etkilediklerini söyleyebiliriz.

Kandaki düzgüsel düzeyleri 10-10 ve 10-8 değerinde olan Steroid Yapılı Hormonlar iyi karakterize edilmiş proteinleri taşır. Spesifik olmayan bir halde ve sınırsız olarak tabir edilen oranlarda hormonları bağlayan bu yapılar ek olarak öteki hormonların dengesiz ve aşırı salınımını önlemektedir. Lipofilik oldukları için plazma zarlarından kolayca tüm hücrelere geçebilen bu hormonlar mekanizmaları gereği düzgüsel hücreler için oldukca önemlidir. Hidrofob proteinlere hücre içinde bağlanan bu hormonlar hücrelerin stoplazmalarındaki protein aracılığı ile sağlanabilmektedir.

Steroid hormonlarının türevleri, hedef hücrelerde biyolojik yanıtları vermek için metaboliz edilmemektedir fakat androgenlerin etkili bir halde görevlerini yerine getirmeleri adına değişik hedef hücreleri kendilerine belirlerler. Vücutta oldukca mühim işlevleri olan bu hormonların çekirdeğe girme süreçleri de incelenmelidir. Çekirdeğe girmeden ilkin bir aktivasyona uğrayan hormonlar, hücrelerin fizikokimyasal yapılarında bir değişikliğe niçin olmaz. Ek olarak bu hormonlar kromatindeki histon olmayan proteinlere oldukca daha çok bağlanır.

Steroid hormonlar tüm bu özellik ve işlevleri sebebiyle vücutta oldukca mühim bir yere haizdir. Ek olarak hücreye alınış ve metabolizma özellikleri yardımıyla de dikkatli bir halde takip edilmelidir. Steroid alan tüketiciler de belirli oranlarda dozajı aşmadan kullanıma devam etmek için uzmanların tavsiyelerinden yararlanmalıdır.

Steroid İsimleri

Steroid isimleriyle ilgili yapacağınız araştırmalar sonucunda karşınıza birçok içerik çıkabilir. Steroid İsimleri araştırmalarının peşinden mühim olan tek şey ise bu maddelerin hangilerinin kalp ve sinir sistemini etkilediğini bilmenizdir. 3 grupta incelenebilen bu maddeler dolaşım sistemine ve kalbe olan tesirleri, sinir sistemine tesirleri ile hücre ve protein metabolizmasına tesirleri olarak adlandırılmaktadır. Kısa süreli ve tehlikeli olan maddeleri sıralayacak olursak;

  • Coffein
  • Pervitin
  • Astropin
  • Noradrenalin
  • Acetylceholin
  • Amphetamin
  • Alcol
  • Cardiozal ve coramin en tehlikeli steroidler olarak bilinir ve sporcuların performansını geçici ve kısa olarak artırır.

Protein ve hücre metabolizmasına tesir eden Steroid İsimleri ise şunlardır;

  • Dıanabol
  • Durabolın
  • Orabolın
  • Fortabolın

Dünyadaki neredeyse tüm sporcuların doping olarak kullandığı bu maddeler, yalnız vücut geliştiriciler tarafınca kullanılmaktadır. Somut bir halde tesirini gösteren steroidlerin belirli dozlarda alınması önemlidir. Vücuttaki amino asitleri tutmak amaçlı kullanılan bu steroidler ek olarak yeni hücrelerin meydana getirilmesinde oldukca etkilidir. Bu durumun sonunda da kasların gelişimi ciddi oranda artmaya adım atar. Anabolik tesir olarak adlandırılan bu durumun yanında bir de ilaçlar bulunur.

Steroid İsimleri ile ilgili bu maddeleri sıraladıktan sonrasında genel özelliklerinin de sunulması önemlidir. Bunlar içinde Growth hormonunun 191 amino asitten bulunduğunu ve insanlarda hipofizden salgılandığını söyleyebiliriz. Ek olarak tek başına etkili olmayan bu steroid gelişme ve gelişme için idealdir.

DECUDURABOLIN

Anabolik tesiri oldukça kuvvetli olan bu hormon daha oldukca kür programlarında kullanılır. Kas gelişimini ciddi anlamda artıran bu madde ek olarak vücut geliştirme yapanların ilk tercihidir. Temel özeliği ise hücre yıkımına yol açan kortizon salgısını engelleyebilmesidir.

DIANABOL

Ağız yöntemiyle alınır ve protein sentezinde oldukça etkilidir.

DYNABOLON

Yüksek oranda geliştirici ve kuvvetlendirici bir etkiye haizdir.

ESICLENE

Lokal olarak ufak kas gruplarına enjekte edilmektedir. Ek olarak kullanıldığı bölgenin performansını ciddi derecede artırır. 30 saat süreyle uygulandığında, uygulama bölgesine definasyonlu bir görünüm katar.

SUSTANON

Doping ilaçları içinde etkili olanlardandır ve piyasada derhal bulunabilir. Sadece bu steroidin ziyanı çoktur. Androjen tesiri yüksektir sadece azca su tutmaktadır. 4 değişik testosterone karışımından üretilmiştir.  Yüksek dozda alındığında agresiflik, saç dökülmesi, testosteronda azalma ve yağlı cilt yapılanması görülebilir.

PRIMOBOLAN ACETATE

Yüksek anabolik tesiri olan bu steroidin ek olarak düşük androjen tesiri bulunmaktadır.

ANAPOLON 50

Oral steroidler için en oldukca tesiri olan hormondur ve yüksek oranda geliştirici bir özelliği bulunur. Yan tesirleri de aynı oranda yüksektir. ABD’de yasaklıdır ve Cambridge Üniversitesinin yapmış olduğu araştırmalarla beraber öldürücü ilaçlar içinde gösterilmektedir.

WINSTROL

Vücut geliştiriciler ve sporcular içinde en oldukca kullanılan steroidlerdendir.

Piyasada rahatlıklar karşılaşabileceğiniz Steroid İsimleri arasından güvenilir olanlarını kullanmanızı öneriyoruz. Ek olarak alınması ihtiyaç duyulan dozun haricinde tercih edilmemesi ihtiyaç duyulan steroidler yerine tertipli bir spor programı oluşturarak da sıhhatli bir yaşam sürebilirsiniz. Steroid çeşitlerine devam edecek olursak yağ yakıcı doping maddeleri içinde bulunan Adiposinum da iğne yardımıyla alınabilen bir maddedir. Günde 2 kez kullanılan bu steroid daha oldukca karbonhidrat rejimlerinde kullanılmaktadır.

Anabolicum Vister adıyla piyasada kapsüller halinde satılan bu steroid ise düşük androjenlidir ve İtalyan yapımıdır. Vücutta ve karaciğerde zararı dokunan tesir göstermez sadece kilo aldırıcıdır. Bu yüzden hafifçe dozlardan tercih edilmesi gerekmektedir.

Son olarak Catapres adlı steroidi tanıtmış olacağız. Değişik isimlerle piyasada bulunan bu madde aslına bakarsak yüksek tansiyonu düzenleyen bir ilaçtır ve iğne ile ya da göz damlası şeklinde alınır. Doping olarak tercih edildiğinde ise gece aç karnına alınabilir.

Steroid Yapılı Hormonlar

Steroid hormonları bayağı bir steroid şeklinde davranır ve Steroid Yapılı Hormonlar da bu mevzuda ikiye ayrılır. Cinsellik steroidleri ve kartikosteroidler olarak 2’ye ayrılan bu hormonlar içinde da ayrı beş gurup bulunuyor. Bağışıklık görevlerine, denetim mekanizmasına, vücudun tuz ve su dengesine ve cinsel özelliklerine gelişimine destek olan bu hormonlar ek olarak naturel olarak ortaya çıkar ve yaralanma şeklinde vakalarda kişiye dayanma gücü sağlar. Organik steroidli hormonlar adrenal bezlerdeki kolesterolden beslenmektedir. Ek olarak yağda çözülebilir özelliği vardır. Genel olarak kanda karışan bu madde, karaciğerdeki dönüşümüyle beraber katabolizma oluşturmaktadır.

Steroid Yapılı Hormonlar araştırıldığında bazı maddeler ile moleküler anlamda biçim benzerliği oluşturmaktadır. Bileşik steroidler olarak adlandırılan bu maddeler naturel steroidlerden daha kuvvetli ya da zayıf olabilir. Bileşik steroidlere örnek verecek olursak; D vitaminleri, androjen, progestinler, östrojenler ve mineralokortikoid olarak sıralanabilir. Steroidli hormonlar kan yöntemiyle proteinlere bağlanarak vücutta tanışır. Ek olarak serum proteinlerinin onları bağlamasıyla beraber suda bulunan hormonların çözünürlüğü de artmış olur. Aynı şekilde cinsel hormon bağlayıcı olan globülin üstünde de tesiri bulunur. Bu hormonların etken hale gelebilmesi için steroid hormonları kendini çözünen proteinlerden kurtarmış olur ya da hücre zarını eylemsiz olarak geçer.

Steroidli hormonların, hücrelerin lipid katmanının geçtiğinde ya da çıkması durumunda her iki faktörü de engellemiş olan yapıları bulunur. Ek olarak tamamı kolesterolden üretilen bu hormonların her iki tarafında karbon omurgaları bulunur. Bu hormonlar zarar gördüğünde öteki fonksiyonel gruplar zarın iç kısmına girer ve burada enerji bariyerleriyle karşılaşır. Steroid Yapılı Hormonlar ek olarak hedef hücrelerini etkileyen bir mekanizmaya haizdir ve genomik etkilerle hücreleri hedefleyebilmektedir. Genomik yolların yanı sıra genomik olmayan yollarla da hücreleri etkileyen steroidli hormonlar ile ilgili açıklamalarını yapmakta yarar var.

Genomik yollarda hormonlar ilk olarak hücre zarından geçer ve birçoğu da yağda çözünebilir. Enzimler değişikliği uğrayabilir yada uğramayabilir bu yüzden steroidler hormon reseptörüne bağlanır. Hemen sonra ise DNA bağlama birimi oluşturmak suretiyle birleşirler. Çekirdeğe girmesinin peşinden da DNA sekanslarına bağlanarak hedef genler üstünde tesirini başlatır. Genomik olmayan yıllarda ise herhangi bir mekanizma içeriğinden geçen değişik yollar bulunmaktadır. Steroid Yapılı Hormonlar incelendiğinde bu şeklinde durumların ortaya çıktığını ve oldukca değişik yollarla hücreleri etkilediklerini söyleyebiliriz.

Kandaki düzgüsel düzeyleri 10-10 ve 10-8 değerinde olan Steroid Yapılı Hormonlar iyi karakterize edilmiş proteinleri taşır. Spesifik olmayan bir halde ve sınırsız olarak tabir edilen oranlarda hormonları bağlayan bu yapılar ek olarak öteki hormonların dengesiz ve aşırı salınımını önlemektedir. Lipofilik oldukları için plazma zarlarından kolayca tüm hücrelere geçebilen bu hormonlar mekanizmaları gereği düzgüsel hücreler için oldukca önemlidir. Hidrofob proteinlere hücre içinde bağlanan bu hormonlar hücrelerin stoplazmalarındaki protein aracılığı ile sağlanabilmektedir.

Steroid hormonlarının türevleri, hedef hücrelerde biyolojik yanıtları vermek için metaboliz edilmemektedir fakat androgenlerin etkili bir halde görevlerini yerine getirmeleri adına değişik hedef hücreleri kendilerine belirlerler. Vücutta oldukca mühim işlevleri olan bu hormonların çekirdeğe girme süreçleri de incelenmelidir. Çekirdeğe girmeden ilkin bir aktivasyona uğrayan hormonlar, hücrelerin fizikokimyasal yapılarında bir değişikliğe niçin olmaz. Ek olarak bu hormonlar kromatindeki histon olmayan proteinlere oldukca daha çok bağlanır.

Steroid hormonlar tüm bu özellik ve işlevleri sebebiyle vücutta oldukca mühim bir yere haizdir. Ek olarak hücreye alınış ve metabolizma özellikleri yardımıyla de dikkatli bir halde takip edilmelidir. Steroid alan tüketiciler de belirli oranlarda dozajı aşmadan kullanıma devam etmek için uzmanların tavsiyelerinden yararlanmalıdır.

Steroid Nedir ?

 

Steroidler tıbbi hastalıkları tedavi etmek için tasarlanmış bileşik hormonlardır …

 

Steroidler tıbbi tedaviler olarak geliştirilmiş olup, iki çeşittirler. Anabolik steroidler en oldukça duyduğunuz türdür. Adam sex hormonları benzer biçimde davranıyorlar ve doktorlar geç erişkinlik benzer biçimde problemleri tedavi etmek için ve kanserli hastalarda ve AIDS hastalarında belirgin kas kaybı için reçete ediyorlar. Sadece çoğu zaman steroid kullanımı,  sporcular tarafınca Kısa zamanda Yüksek Güç Kas Kazanımları için yasadışı kullanılmaktadırlar.

 

Kortikosteroidler daha azca tartışmalıdır. Kas yapmazlar. Allerjik reaksiyonlar ve otoimmün hastalıklar benzer biçimde şeyleri tedavi ederler. Kortizon, doktorların fena böcek ısırığı ve zehirli meşe benzer biçimde cilt koşullarıyla gelen ağrı ve şişmeleri tedavi etmek için kullandığı yaygın bir örnektir. Prednizone, lupus ve artrit de dahil otoimmün hastalıkları tedavi eden başka bir kortikosteroidtir.

 

Her iki tip de oral olarak alınabilir, kasla enjekte edilebilir yada cilde ovuşturulabilir.

 

… ve bazıları kas büyümesini hızlandırarak çalışır …

 

Bir oldukça değişik anabolik steroid türü vardır sadece bir çok benzer şekilde iş koşturmacasındadır. Çalıştığımızda, kas liflerinde küçük mikro gözyaşı yaratırız. Kas tekrardan büyür ve iyileşirse, birazcık daha büyür ve bu sürecin vakit içinde tekrarlanması, sert ve çok önemli hale geldiğimizdir.Adam sex hormonu testosteron bu kas büyümesini kolaylaştırır. Anabolik steroidler aynı şeyi sadece daha iyi ve daha süratli yapar. Bununla birlikte kas dokusunu parçalayan stres hormonu kortizolünü bloke ederek kas iyileştirme sürecini hızlandırırlar. Bu, fazla mesai meydana getiren atletler için daha azca emek harcama zamanı anlamına gelebilir.

 

 

Anabolik steroidler kas büyümesinde oldukça iyi olduğundan, sporcular kimi zaman performanslarını arttırmak yada fizyolojik görünüşlerini iyileştirmek için kullanırlar.Beyzbol oyuncularından boksörlere, vücut geliştiricilere kadar, steroidler on senelerdir amatör ve ustalaşmış spor dünyasını bayağı fazla kullanıldı.

 

İstismar eden kişiler bir tıbbi dozun  100 kat fazla aldılar. Çekince büyüdü. Daha azca yan tesir ile Steroid madde almaya çalışmak için, bazı insanoğlu oral yol yerine, enjekte edilebilir steroid türlerinden oluşan bir kokteyl kullanırlar. Piramitleme, kısaca 6-12 haftalık Kürler ile kullanmak, steroidlerin daha iyi emek harcaması için başka bir yöntemdir.

 

Anabolik steroid kullanımının bazı potansiyel yan tesirleri şunlardır: yüksek gerilim, kolesterol artışı, sıvı retansiyonu, akne, testis küçülmesi,(Geçiçi olarak) . Hanımefendiler artmış yüz tüyleri, adam tipi kellik, menstruasyon döngüsündeki değişimler yada ses derinleşmesidir.Bu etkilerin bir bir çok yüksek dozaj ve devamlı kullanımda ortaya çıkar.

 

 

Bazı yan etkilere ve sporda steroid kullanmaya karşı gittikçe sıkı kurallara karşın, yakalanan yada halen steroid kullanmaya şüphelenilen sporcuların sıralaması uzun uzadıya artıyor.